:)
Dıbıdı dıbıdı dııı bııı dıbıdı dıbıdı dıııı bııı :)Hangar'ın ve Gepgenç'in birinci yıllarını beraber kutluyoruz :)Mekan araştırması, içki sponsorluğu, basılı malzeme bütçesi, DJ'ler :) Ve daha neler neler :)Anladığınız gibi bu iş bana kaldı :) Eeeee benim düzenlediğim doğum günü partisi nasıl olur bilemem ama :) İşte prenseslere layık olur herhalde :)Neyse... 5 Aralık'ta herkes gelsin :) Çok eğlendireceğim sizleri :)Mekan yarın kesinleşiyor :)Herşey çok güzel olacak :) Oleeeyyyy :)Aslında önceki pazar bir toplantı yaptık ki sormayın neredeyse herkes çekip gidecekti :) Ben Derya'yı ağlattım, sonra da sussun diye yalvardım :) O da bana bu partiyi verip kapağımı kapadı :) Artık ne yapalım, yaptığım her şeye katlanacaksınız :)
SYSTEM ERROR Sokaktaki adam,köşedeki kasap,her gün ekmek aldığımız ama yüzünü hatırlamadığımız fırıncı çırağı,tv deki haber spikeri yada içimizden biri...Hangimiz şahit olduğumuz tatsız bir durumda suçu sisteme atmıyoruz ki ? Sürekli yakınıp duruyoruz şöyledir böyledir diyerek konuşuyoruz.Bu adeta,bir yerimiz ağrıyınca ağrı kesici almak kadar sıradan bir şeye dönüştü.Şu hep beğenmediğimiz sistem bir lağım ızgarası gibi.Sana yutturduklarını hazmedersen ızgaradan geçip lağıma karışıyorsun ve bulunduğun ortama ayak uydurmak zorunda kalıyorsun.Ancak asıl olan bir şey var...sistemi sürekli eleştirmek değil de onun doğru uygulanmasını yada değişmesini sağlamak için harekete geçmektir yapılması gereken.Bizim işimiz sanat çığırtkanlığı yada cambazlığı olmamalı,Günümüz sanat dünyasında, herşeye bulaşan bu sistem yanlışlığı sanatı da etkilemiş durumda derinden.Reklamdaki gibi siyah cerceve ye resım mıs gıbı bakıp da sayfalarca eleştırıler yazan sanat eleştırmenlerı ıle dolu her yer...Resim boş işte,bunu görmek o kadar kolay ki..VAn gogh yasarken resımlerı 5 para etmedi...Deli gözüyle bakılan adam ancak çok sonra sanatcı unvanına kavustu.Diyeceğim şudur ki : su an bızım utopya gıbı gordugumuz bu olusum,ılerıde bır tarıhte az once verdıgım ornek gıbı anılabılır,anılacaktır dıye umuyorum.Ama su da var : elestırdıgımız sıstemden yararlanmayı da bılelım,vizyon la ilgili aslında herşey,vızyonumuz genıs tutalım.Bunun için disiplini esas almalıyız.Logomuza baktığımda bu beni heyecanlandırıyor ve aklıma şöyle bir görüntü geliyor : bundan yıllar sonra bir yaz gecesi..cok kocaman bır acık hava platformunda bınlerce ınsan toplanmıs.Dev sahnede bır grup var,muthıs calıyorlar.Insanlar eglenıyor.Dansedıyorlar,konusuyorlar,bunu yapmayanlar da aıt oldukları yerde oldukları ıcın mutlu lar ..ama herkesın suratında o hınzır ıfade " evet yaptık " diyen." Bunu biz yaptık,yapabildik " diyen.KAmera bıraz gerılıyor ve alana genıs acıdan baktıgımızda danseden ınsanların arasından buyukce bır projektörden cıkan bır ışık lacıvert gokyuzunde ay gibi parlıyor.Hangar ın logosu...dönüp duruyor ve yansıması boğazın sularında dansediyor O platformda bulunan insanlar şu hepmızın eleştırdıgı sıstemın ERROR ları.Sıstemın hata gıbı gordugu ama aslında asıl sıstemı olustaracak yenı kusak sıstem bireyleri..hangarcılar. Bunu basarabılırmıyız bilmiyorum ama en azından başarmak için mücadele vermek yada birşeyleri başlatmak ilk başlarda iyi ama uzak bir fikir gibi gelmişti.Şimdi de çok saçma sapan ama bana kendimi çok iyi hissetmeme neden olan garip özgüvenimle bunu yapabileceğimize inanıyorum..Toplantılarda karşılaştığım arkadaşlarımın da en az benim kadar heyecanlı olduğunu görmek mutluluk verici..Daha da hızlanalım.Hep beraber sistemin ortasına " SYSTEM ERROR " yazdıralım.Ama bunu yazdırmak için de,eskı sistemin yerine koyacağımız yenisini ,çalışan ve evrensel normlarda olan yeni sistemi, çok önceden oluşturmak gerekli.Bu da başka bir konudur....
Hangarcilik
kultur - sanat, yersiz yurtsuzluk, alternatif ve politika uretmek, karsi ve yana olmak, dinamizm, eglence, destek, katilim, birliktelik... bunlar Hangar'i ilk duydugumda kulagimda kalan kelimelerden bazilari. Sanatci olamamak bazen bir eksiklik hissi, ama sanatin uretiminde yer almak yine de mumkun mu? sanati takip edip tuketmenin yaninda, sanati bir yol, bir yontem haline getirmek ve uretimine destek vermek... Hangar bir sosyal icerilme projesi mi disarida kalanlara kucak acan, ya da sanatin disinda kalmis bir avuc insancigin sanat hayalleri mi, yoksa sanat olmazsa olmazcilik mi? Sanat icin heyecan duymak, muhalif mekan cabasi, "kultur" kelimesini incelemek... Hangar... hepsi mi? bunlarin tumune hepimizin ayri cevabi olduguna gore Hangar bir soru, bir cikis noktasi hepimizi elestirel olmaya davet eden, surekli sorgulayan, ama cevaplari disarida birakmayan. Ifade insanin butunlugunun bir parcasi; ozgur olsun, sinirsiz olsun...yolu ise sanat olsun!!
çığlık
derya: ya hasan, senle bişi konuşcam hasan can: söyle derya d: ya benim kardeşim hangar sanat diye bişi kuruyor. ... böle .... böle ... böle ... sende katılırmısın hc: iyi de siz benim en büyük hayalimi nerden biliyosunuz ya durum böle, bizim ilk hangarsal dialogumuzda ben bi kıpır kıpır oldum ki sormayın. ulan kaç yıldır düşünüyorum ve hep gözümde öle büyük geliyor ki, korkular ve deneyimsizlikler hep sindiriyor beni. e hazır bunları hiç düşünmeden büyük bi özveriyle zıplamış işin içine sevda, banada biraz belki hazıra konmak düştü. şimdi çığlık atma zamanıdır. öyle bi çığlık atalım ki bazısına ninni tadında gelsin bazına ölüm korkusu salsın. baskılara zulümlere imkansızlıklara yoksulluklara saçmalıklara savaşlara karşı atalım çığlığımızı. saygı sevgi sepet sepet
Hangar nedir yada ne olmalıdır ? bunun için önce Sanat ne demek ona bir bakalım. Sanat nedir sizce ? Kimine göre Rönesans dan fırlayıp gelmiş dini ikonalar,kimine göre siyah beyaz bir fotoğraf,kimine göre Osman Hamdı nin kaplumbağa terbiyecisi,kimine göre Andy Warhol ün salyalı “ DİL “ i (Rollıng stones grubunun logosu olmuştur aynı dönemde,ve hala),kimine göre bir melodi,kimine göre bir taş, kimine göre… Bir duruştur.İsyandır.Marjinal bir kırmızı noktadır grilerin arasında.Sanat : sana – inat tır.Tüm – izm lere (emperyaliz,kapitalizm..) ,tüm – lıklara ( ırkıçılık,adam sendecilik,kayırmacılık..),tüm – ist lere (narsist,faşist,sadist..),inat bir duruştur.Sınırı ancak kendi hayal gücünüzle sınırlıdır.Marcel Duchamp ın Pisuar ı da sanattır.Kim onun hayal gücünü ölçme yetisine sahiptir ki ? Google da aratın Marcel Duchamp ı ve onun keskin,sıra dışı ve net sanatıyla yüzleşin.Sanat,maalesef kaybettiğimiz öznemizin,bu kayboluş içindeki varoluşunun bir onayıdır. Sanat yararlı birşey değildir,bilakis zarar verir.Hastalıktır.Bir yararının olmaması onu sanat yapar.Sanat,yararsız ve gereksiz olanla ilişki kurabilme hakkıdır ! Sanatı Çin den ucuza getirtemezsiniz.Laboratuarda yetiştiremezsiniz,o kendi çıkar gerektiği zaman gereken yerde.Antik güzellikten ,sıradana geçiştir.Yaralar açan,yaralara kabuk bağlatandır.Arapça dan gelir kökü. San-a , insanın akıl ve becerisini kullanarak yaptığı iş demektir Arapça da yine. Sanatın ölçüsü,eni,boyu olmaz.Hiç bir makam yada kişi” bu sanattır yada değidir “ diyemez.Sanat kim için yapılır ? alıcısı kimdir bunu bilmem ben…Nevizade de bir meyhanedir sanat.yarattığı etki olarak ;söylenmiş en güzel söz yada en büyük yalandır.Sebepsizce dönüp gitmektir. Picassonun kübik eselerindeki çirkinliktir.Leonardo nun ,hepimize vali nin karısı diye yutturduğu aslında kendi sureti olan Mona Lisa dır.Fikret Mualla nın,Fransa daki evinin alt katında yaşayan polis komşusunun akşam yemeği masasına sırf ondan hoşlanmadığı için hacetini gidermesidir. Böyle yazması kolay,ama yapılması zor olan şeydir sanat.Kalabalığın içindeki sessiz haykırıştır.Bende varım demektir.İstiklal de gitar çalmaktır,ben sanatçıyım dememek de sanattır. Vesaire vesaire… Hangar bunların hepsinden küçük küçük parçalar taşıyan bir bütün olmalıdır.Komplekssiz insanların,hadi sanat yapalım dan çok,sanatı tanıtalım,anlatalım,toplanalım demek için bir araya geldiği platform olmalıdır.Kişisel kaygıların yada dürtülerin konuşmayacağı,yer olmalıdır. Hangar nedir biliyormusunuz ? Hangar: tek tek yenemediğimiz güçlükler karşısında VOLTRAN ı oluşturmaktır Haydi oluşturalım şu voltran ı artık,çekelim işin kılıcımızı Vakit geçiyor
Benim Hangar'ım
Öyle bir Hangar hayal ediyorum ki; sanatın sadece acı çekmeyi, hüznü, kederi yansıtan eserler yaratmak olmadığı, gözle görünenin içinin de görüldüğü, dokunma, tatma hissi uyandıran, yaşamı yansıtan farklılıklarla, oyunlarla, heyecanlarla küçük maceralarla keşiflerle dolu, şelale gibi, gün batımı gibi, anne - bebek göbek bağı gibi, aşk gibi... Öyle bir Hangar hayal ediyorum ki; zaman makinesiyle 150 yıl sonraya gitme imkanım olsa Hangar Sanat'ın 2000'li yılların Rönesans'ını yarattığını, bir devrin bittiğini başka bir devrin yaratıldığını yazan tarih kitaplarında görmek... Kansız devrim, sanatla devrim... Duvarlarında kulakları olan ve iyi dinleyen, iyi anlayan bir Hangar... Yıllar sonra da iyi anlatan...
Matrix İstiklal Caddesi'nde
Genç kadın ! (Derya :) ) İstiklal Caddesinde, Tünel istikametinde yürür, Odakule civarında, arkasından gelen sese kulak verir. Daha da genç bir kadın :( , genç erkekeğe şöyle sorar: "Hayattaki amacın ne? Hedeflerini belirledin mi?" Genç erkek cevap verir: "Sanatın her alanında çalışmak istiyorum ve bunu insan ilişkilerininde içinde olduğu bir yerde yapmak istiyorum." Genç kadın ( Derya) hızla geriye döner ve genç erkeğe doğru kafasını kaldırır ( çünkü genç kadın kısa, genç erkek haliyle daha uzundur) ve ona "hangar.org.tr adresine gir, sonra yine görüşeceğiz "der . Genç erkek "Vay be Matrix gibi oldu hemen gireceğim" der ve Hangar'ın kapısı bir sanat severe daha açılır. Genç ve heyecanlı kadın (Derya) hemen telefonuna sarılır ve ulaşabildiği kadar çok Hangar'cıya bu olayı anlatır. İstiklal Caddesinde ki bu ilk buluşma yüreğime düşen kıvılcımın yangın yeri olduğu andır. Saygılar bizden, sanat hepimizden efendim :) Öper ve de tüm buluşmalara bekler Derya
Öküzün rüyası görüdüğü yere kadarmış, bizim ki ise sonsuz olsun!!!
İki yolun varlığından bahsedilir hep ve gidilecek yönü seçmenin zorluğundan; oysa otobandaki yol ayrımında kıpırdaman durup arabaların sağından ve solundan hızla geçişini izlemekten zevk alanlar da vardır elbet. Araçların ardında bıraktığı sesi, rüzgarı hissetmek ve orada öylece durmak... herşeyin hareket ettiği bir zeminde sabit tek bir nokta olmak... Dünyanın merkezi siz olursunuz o zaman, diğer herşey sizin dışınızda kalır. Öte yandan merkez bile olsanız bir nokta olarak o kadar küçülürsünüz ki varlığınız anlamsızlaşır ve siz, sizi çevreleyen hareketli bütünün bir parçası olursunuz. İçerde misiniz yoksa dışarda mı bilemediğiniz yerdir burası. Marjinal olmak bütünün parçası olmakla birlikte esas gövdenin dışında kalmaksa dışarıda kalanlar/bırakılanlar gerçeği hem içerden hem dışardan bakarak algılarlar. Bu yüzden HANGAR dedik; bir kapı kapanır ve HANGAR açılır dedik. Önerdiklerimiz, savunduklarımız, çalışmalarımız bu güne kadar kendine yer bulamadı belki. Ama umutsuzluğa kapılmadık, yaratıcılığımızı küstürmedik, doğru bildiğimizden şaşmadık; kendimize yeni bir kapı açtık; ağzı "hangar" kapısı gibi gece gündüz herkese açık bir kapı.... Burası ne içeriye kapanıp dünyayla bağlantımızı keseceğimiz ne de ürettiklerimizi kitlelere ve sanat otoritelerine beğendirme kaygısı güdeceğimiz bir yer. Burası etkileşim, paylaşımın ve özgür yaratıcılığın yeri... HANGAR'dan mülksüzlere, yersiz yurtsuzlara, dışarıda kalanlara/bırakılanlara, insanlara ve fikirlere duvar örmeğenlere, hayallerinin peşini bırakmayanlara, aykırı olsa, saçma bulunsa bile düşüncelerini duyurmaktan vazgeçmeyenlere, ben oldum demeyenlere, aklına, ruhuna, bedenine sınır koymayanlara, kendini iki yoldan birini seçmek zorunda hissetmeyenlere, farklı yollara girip çıkanlara, yolculara, gezginlere göçebelere selamlar!!! Benim dileğim HANGAR'ın kendi özgür alanımızı yaratacağımız, birlikte üretmenin/yaratmanın tadına varacağımız, kendimiz gibilerle (!!!?) ve apayrı dünyalarla tanışacağımız, bizi saran sosyal-siyasal-kültürel-ekonomik yapılanmaların kişisel yaşamlarımız üzerindeki etkilerine ve toplumsal olaylara sanat yoluyla tepki verebileceğimiz, sokaktakilerin edilgen seyirciler olarak bırakılmadığı,taze yeşil biber çıtırtısında (iştah açıcı ve yenilikçi) sanat çalışmalarının yapılabileceği açık bir kültür sanat platformu olması. Öküzün rüyası gördüğü yere kadarmış... Bizim ki ise sonsuz olsun!!!
Hangar
Merhaba Hangar Ben Serhat Filiz.Belki başından beri bu oluşumun içinde değilim ama hangarcılar beni bulduğunda bir anda kendimi buraya ait hisettim.Hani bazen bir şey kaplar içimizi.Bir yere ait olduğunuzu hissedersiniz ama o yerin neresi olduğunu asla bilemezsiniz.Çok uzakta gibi gelir o yer...Ama şimdi o yerin birkaç tıklama uzağında olduğumu bilmek beni son derece mutlu ediyor.Çook uzun zamandır karnımda kelebekler uçuşmamıştı bu denli.Nice dir hayal ettiğim şeyleri Hangar da hep beraber gerçekleştirebileceğimizi şiddetle umuyorum.Hatta çocuksu bir şekilde herşey hemen gelişsin olsun istiyorum,hemen çalalım,sergiler açalım,içelim,coşalım istiyorum :)
Hangar'a Merhaba Derken
hangar oldum, yurur oldum, sanati hisseder oldum...selamlar ola ve de hosgelmisim hangara... ersin az cok kendinden ve hangar ile iliskisinden bahsetsin ister. siz ersini bilin ersinde sizi bilsin zamanla diye.. bu arada hangarda bizi tanisin. simcik evdeyim, pijama ile isimi yapar. hafta sonu kursa gider ara sira internetten okulumu okur/yazar (maltape-bilgisayar-uzaktanegitim, oncesindede bi sakarya macerasi varya nese..) evde web tasarmindan cani sikildikca, uc top cevirir, poi cevirir, dans eder, yan flut ufler... ilerleyen zamanlarda da hafta icide kursa gider bi kac gunde latin dansina... hangarla firsat buldukca karakalem calismalarinada donmek ister... iste bole aziyla coguyla hangariyla hangar ersin. hangara gelince; once ragip'tan sonra sevda'dan sonra bi kac paragraf yazidan tanidim hangari. tabi tanidim mi gercekten ayri, yoksa hangar mi beni tanidi, tanidigimizi sanip ta yoksa birbirimizi mi kandirdik. belkide hissettik. anladik. telepati kurduk. ne-ise dun gece, ragip'inda azicik bahsettigi web, menu basliklari, ve hangi araclari kullanacagimiza dair hemfikir olduk. sirince bi menu uzerine urasmak lazim tabi. birde icerik konusunda cok isimiz var sanirim. grafik konsuunda da kafa yoruyoruz. onerilriniz bekleriz. derizki renk olsun. cosku olsun. canli olsun. dinamik olsun. paylasimi bol olsun. olsun olsun olsun... karisik cizgiler, metalik ranklerinde araya karistigi pasin kirin oldugu :D ama ilk bakista amanin ben nire geldim bole hissi uyandircak lakin ne kadarda cok yapialcak isimiz oldugu kanimizi ceken bisiler olsun.. tabi olurmu bilmem :) zaman gostercek. hepimiz goztercez. dahasi hangar gosterecek. gorunecek. bu surecte simdilik webin teknik alt yapsi iel tirmalar olcam bir yandan, sonrasinda cierik sekillendirmesi sonrada tum bu surecin surecinde graifik calismlari olcak.. ne kadar olcak onuda bilemem;) bu kadar laf salatasinanin yanina birde hangarinda mutfagindan eksik olmucak bahcesinden biberini, kavanozundan bahartini koyim azicikta.. hangar olalim hepberaber lakin hersey bi yana derya ile birbirimize fena gazladik :) kendimizi hangarin icinde hisstemeye basladik bile.. ragip o siralar uyuklarken :P lafi uzatmadan hangarli bir gece gecirerek hangari hissettik. hangar olduk. hangar biz oldu. gece yollarimizi ayirirkene hangarca pasli geceler, metal sesli uykular diledik. bol neseli, gunesli, muzigin, eglencenin, dansin, resimin, sanatin bunlarla etkilesimle kultur paylasimin doruklara ciktigi birbirimiz hangarca taniyacagimiz, gelistiregimiz hangarli gunler dilerim. noldu simdi? bilemedim. ya ne yazdim ben. hangar mi olduk. yoksa hangarmi yazdi? hangarlarimla:) ersin hangarbuldu (yani hosbuldu iste.) allam biran evvel yatsam mi ne. olecem uykusuzluktan.
ilk mesajım...
heyyoooo.. sonunda giriş yapabildim kendi adımla! merhaba hangar nasılsın? ben iyiyim ;) seni düşündükçe daha iyi oluyorum. heyecanlanıyorum. yerimde duramıyorum. aşıkmıyım neyim sana... hangarda hangarca konuştuğumuz hangarlı günler dilerim... görüşürüz hangar. kendine iyi bak ;)
|